Podcast ahalisi… Toplanın ateşin etrafına!

Okuma süresi: ∼ 3 dakika

Bu yazı, podcast ekosisteminin içerisinde ya da yöresinde bir biçimde yer alan ya da yer almayı planlayan herkesi ilgilendiriyor.
İster podcast yapımcısı veya sunucusu olarak, ister yayıncı ağı olarak, ister reklamveren/marka dünyası olarak…

Haydi dalalım mevzuya şimdi…

Beni tanımaksızın bu yazıyı okuma olasılığı bulunan kişiler için kısaca kendimi tanıtayım:

Ben Kıvanç Önder.

Uzun süredir podcast dinleyicisiyim ve Servus adında bir uzun format söyleşi podcastim var.
Bu yazının yayınlandığı tarih itibariyle üç bölümü podcast platformlarında yerini aldı bile.
Epey uzunca bir süreden beri kafamda formata, konsepte dair zihin egzersizleri yapıyor, notlar alıyorum ancak diğer işlerimin de vakit bırakmaması nedeniyle yayına henüz çok yakın tarihte başlayabildim.
Orta vadede amacım, Servus’u itibarlı ve güvenilir bir “söyleşi podcasti markası” haline getirmek.
Ağır ve fakat emin adımlarla, nitelikli bir söyleşi formatı ve markası oluşturmayı amaçlıyorum.

Teorik kavramsal olarak marka yaratmaya ve hikayesel anlamda da ‘markalaşmaya’ çok önem veriyorum. Bir hikayeyi karşı tarafa aktarabilmenin biricik yolu, marka olabilmekten geçiyor.
Ete kemiğe büründürmek ve karşı tarafa aktarmak, kitleniz arasında da yerleşik kılmak istediğiniz değerler setini ve kültürü, ancak bir marka gibi ‘çatı’ bir kavram altında kavramsallaştırabilirsiniz,

Marka?

Söyleşi podcastinin de ‘markası’ olur mu?” diyor olabilirsiniz…
Olur.
Her şeyin markası olur.

Bu konuyu daha da fazla uzatmamak adına dünyadan ve bizden bir iki örnek vereyim:

  • Inside The Actor’s Studio (James Lipton)
  • Larry King Live (Larry King)
  • Rüstem Batum Show (Rüstem Batum)
  • Laf Lafı Açıyor (Cem Özer)
  • Televizyon Çocuğu (Okan Bayülgen)
  • Beyaz Show (Beyazıt Öztürk)

Bunlar, televizyon için yapılmış talk-show programları olmanın ötesinde, ikonlaşmış, kültleşmiş ve dolayısıyla da markalaşmış projelerdi. Ve hepsi de çok uzun soluklu oldu.

Servus’a dair pek çok eksen detayım mevcut ancak bir tanesini en başa yazmam istense, muhtemelen “politik doğruculuğu dışlamak” derim.

Kendimce denemeler yapmaktayım…
Başarabilirsem ne mutlu bana…

Buraya kadar her şey sorunsuz ve alışılmış sınırlar dahilinde…

Bireysel düzeyde yapmakta olduklarımı ve yapmayı hedeflediklerimi bir yana bırakacak olursam, kollektif anlamda podcast yapan, üreten, yayımlayan, pazarlayan, satan tüm bireylerin, şirketlerin, yapıların tek vücut olarak davranabilecekleri bir örgütlülük halinin şart olduğu kanısındayım.

Mikro seviyedeki, bireyler veya şirketler arasındaki ticari rekabeti, bu konu özelinde rafa kaldırmak ve bir anlamda “sektör paydaşlığı” şapkası ile ortak hedeflere, ortak kararlar ve ortak stratejiler ile yol alınması gerektiğine inanıyorum.

Podcast: Bugün tohum, yarın çınar

Podcast dünyasının henüz ufak bir tohum olduğunun farkındayız hepimiz.
Daha yürünecek çok yol, düzeltilecek çok yanlış, öğrenilecek çok yenilik var.
Podcast piyasasında varlık oluşturmaya çalışan hemen herkes de zaten şu anda denemeler içerisinde.
Formatlar, biçimler, tonlar, diller, pazarlama stilleri deneniyor da deneniyor.
Çok da iyi oluyor….

Şu dönemde “yanlış” diye bir şey yok.
Herkesin her yaptığı kendi ölçeğinde doğru.
Zaman içerisinde zaten dinleyici zevki şekillenecek, farklı kategorilerden farklı yayınlara bağlanmaya başlayacak insanlar ve rafineleşme o noktada oluşacak.
O gün gelene kadar her türlü atış serbest ve mubah olmalıdır.
Dolayısıyla bugün tohum olanın yarın çınar olması için geçecek zaman da kritik önemde ve değerdir.

İşte bu zaman zarfını biz podcast yayıncıları, içerik üreticileri başka bir amaç için de kullanmalıyız…

Örgütlenme!

Biçimi, kapsamı, usulü, zarfı, ambalajı ne olur, nasıl olur, şu aşamada bir fikrim yok ancak net olarak inandığım bir tek şey var ki tüm sektör paydaşlarının yolun başında örgütlenmesi, daha doğrusu buradan bir ‘sektör’ oluşturabilmek için birlikte hareket etmesi şart.

Sevgili Aykut, Uraz ve İlkan’ın büyük bir inanç, dirayet ve özveri ile her Pazar akşamı YouTube üzerinden düzenli olarak ve canlı gerçekleştirdiği Podfresh Roundtable’ın 23 Ağustos akşamı yayınlanan 10.bölümünü dinlerken aklıma gelen bu fikri, canlı yayın esnasında da paylaştım.

O esnada Socrates’ten Can Öz de bunun önemine inandığını ifade etmişti.
Eminim bu fikre katılan ya da katılacak olan başka paydaşlar, oyuncular da vardır.
Ve zaten bu tür konular, zaman içerisinde genişleyen kitlelerce konuşulmaya başlandıkça da cazibesini arttırıp kendisine yeni fikirsel takipçiler yaratır.

Podcast içeriği üreten, dağıtan, pazarlayan, satan, yayın ağı oluşturmuş olan herkesin el verdiği, bir tür örgütlü “sektör meclisi” ya da “temsil birliği” yapısı üzerinde konuşabilir olmalıyız.
Bu yapının içerisinde ister aktif isterse de salt katılımcı olarak yer alan herkes, bir yandan kendi iş planını, içerik stratejisini sürdürüp ticari çıkarını gözetirken, diğer yandan da ortak ruh ve katılımcılık ile genel anlamda podcast ekosisteminin, evreninin kalkınması için de görev almalı.

Gelecek dönemde medya ajansları ve/veya reklamveren markalar ile işbirlikleri konuşulmaya başlandığında, sponsorluk anlaşmaları görüşmeleri  yapıldığında, sadece içerisinde bulunduğumuz veya sahibi, yöneticisi olduğumuz firma/marka adına değil, podcast ekosisteminin ortak çıkarı adına da söylem birliği ve argümanlar kullanılmalı, sürdürülmeli.
Yeri geldiğinde IAB ve diğer uzak/yakın ilintili yapılar ile de ortak ve temsil yeteneği olan bir dil ve tavır içerisinde iletişimler kurulabilmeli.

Başlangıç için bir platform

Öncelikli olarak bir iletişim platformu oluşturarak başlayabiliriz işe.
Bu, basit bir WhatsApp grubu şeklinde olabilir.
Hemen devamında ise bir Zoom toplantısı ile genel çerçevenin, strateji, taktik ve hamlelerin taslak olarak kağıda dökülmesi sağlanır.
Bu çalışma ete kemiğe büründükçe, herkes için gitgide daha da fazla anlam ifade eder hale gelecektir.

Özetle, bu vesile ile “podcast kampının” meydan ateşini yakmış olayım istedim…

Kamp, herkese açık olmalı elbette…

Kahvelerimizi alıp ateşin etrafına toplanalım ve podcast ekosistemini nasıl büyütebiliriz, ortak akıl ile tasarlayalım…

Bu konuda katkı vermek isteyenler, bana Twitter hesabımdan ulaşabilirler.
Devamında bir çekirdek grup oluşturur ve yola koyuluruz ufak ufak.