Hakkımda

Ben Kıvanç Önder…
Uzun haliyle “Mehmet” Kıvanç Önder…

Doğduğumda bana koyacakları isim konusunda arafta olan anneme ve babama, ‘apar topar’ isim soran bir hemşireye “Sen şimdi bi’ Mehmet yaz, devamına sonra bakarız” demelerinin sonucu…

1 Ağustos 1978 İstanbul doğumluyum.

Merak edebilecekler için hemen buraya bırakayım:
Eğitimim, ilkokul Şişli Terakki, ortaokul ve lise Sankt Georg Avusturya Lisesi
ve üniversite de Viyana’da WU-Wien şeklinde.
Ekonomi ve Pazarlama/Reklam okudum, 2002’de Türkiye’ye geri döndüm.
İleri seviyede İngilizce ve Almanca biliyorum ve ayrıca bir İtalyanca öğrencisiyim.

Young&Rubicam/Reklamevi‘nde reklamcılık ile başlayan,
Doğan Grubu bünyesinde Doğan Elektronik Müzik, MedyaNet, Doğan Online ve Doğan Holding gibi muhtelif şirketlerde devam eden iş yaşantım,
2010 itibari ile online video, e-ticaret yazılım altyapısı gibi alanlarda faaliyet gösteren
ve ortağı olduğum şirketlerimizde devam ediyor.

Daha sonra bunlara kimi hobi mahiyetinde, kimi deneysel, kimi yarı profesyonel kimlikte yan projeler, işler, girişimler eklendi.
İspanya’da özel tür at yetiştirmekten tutun, siyasal iletişim ve seçim kampanyasına, organik buğday üretimi ve artizan ekmekçiliğe (‘Pekmek’ markası ile) kadar…

Bu işlerin bazıları halen devam etmekte.
Bazılarını ise ya ben beceremedim ve batırıp kapattım, ya da zannettiğim kadar kolay yönetilebilir işler olmadığını farkedip, karakterime uymadığını keşfedip sattım, devrettim.
Tek bir tanesinden dolayı en ufak bir pişmanlığım veya hayıflanmam yok.

2013 Haziran ayında baba olacağım haberini aldım,
2014’ün 22 Şubat’ında bir kız evlat babası oldum,
aynı yılın 1 Nisan‘ında da eşimle evlendik.
(Tarihlerde hata yok 😉 )

Çocukluk yıllarımda, şu anda Ortaköy’deki yerinde yeller esen ve bir kulüp artık faal olmayan İYİK‘te (İstanbul Yüzme İhtisas Kulübü) yüzdüm, Beşiktaş Jimnastik Kulübü‘nde ise basketbol oynadım.
Halen haftanın en az 4 günü spor yapmaktayım.
Ve evet, bir Beşiktaş taraftarıyım.
İtiraf etmeliyim ki 2020-21 sezon formalarının tasarımını hiç ama hiç beğenmedim.
Ve şu şekilde de dile getirdim tepkimi.

Yemek yapmak, en sevdiğim şeylerden birisi.
Ve hatta yemek ‘uydurmak‘ da…
Genel anlamda elinden iş gelmeyen, iş gelmiyormuş gibi yapan erkek güruhunun samimiyetsiz ve kurgulanmış maçoluk şablonuna da burada selam çakmadan geçmek istemedim!

Evde yemeği benim yapacağım günlerde el altında kimseyi istemem, yalnız ve temiz çalışırım!
Güzel bir sofrada sürüp giden uzun ve sohbetli yemekler, hayatta en keyif aldığım şeylerin başında…
Güzel şarapları, farklı ve yeni viski ve rakı çeşitlerini denemeye bayılırım.
Ve de ‘denizden babam çıksa yerim’!

Not: Abartılı gastronomi görgüsüzlüğü kadar nefret ettiğim başka bir şey pek yoktur diyebilirim.
Hatta bu nefretten hareketle şöyle bir şey karalamıştım zamanında.

Son dönemdeki en büyük merakım ise podcast yayıncılığı…
Podcast üretimi ve yayıncılığı amacıyla oluşturduğum iki ayrı yapı var:

Ohmlette ve Kafamama.

Bu yapılar henüz emekleme aşamasında, tasarım ve yaratım sürecinde.
Muhtelif podcast fikirleri, konseptleri üzerinde kendimce yazıp çiziyor, notlar alıyorum.

Servus adında bir uzun format, serbest tür söyleşi podcasti yapmaktayım.
Servus’a dair tüm detaylara buradan ve buradan ulaşabilirsiniz.
Basın kiti de burada olacak çok kısa zaman sonra.
Yine Servus ile ilgili olarak sesli mesaj bırakmak isterseniz istikamet burası olabilir.

Ayrıca bana da (tercihen) Twitter‘dan, LinkedIn‘den veya Instagram‘dan ulaşabilirsiniz.
Ancak itiraf edeyim, en derli toplu iletişim metodu olarak halen e-postayı görüyorum.

Sevgilerimle…
Saygılarımla…

MKÖ